Bozkırdaki Çekirdek (1967), 1943 yılında açılan bir köy enstitüsünün zorlu kuruluş öyküsünü anlatır. Kemal Tahir, enstitünün karşısına çıkan “zor”ları, romanın dokusuna yerleştirerek biri bitmeden diğeri başlayan bir silsile halinde sıralamıştır: Bakanlıkta istemeyenler vardır; enstitünün kurulduğu çevreye yakın köyün ağası ve yandaşlarının çıkarlarıyla uyuşmazlık vardır; köy enstitülerinin kuruluş felsefesini ve uygulamalarını fazla hamasî ve gerçekten uzak bulan öğretmenler vardır; çocukların yaptığı binlerce kerpici bir gecede çamura döndüren doğanın acımasız yüzü vardır…
Enstitü ülküsüne her şeye rağmen bağlı tek öğretmen, müdür Halim Akın’dır. Gerçi o da geçmişte yaşadığı bir yılgınlığın öğrencilerine nasıl olumsuz yansıdığını gördükten sonra, asla yılmaması gerektiğini, yılarsa domino taşı etkisi yapacağını hesaplamış olabilir. Yanında genç bir öğretmen yardımcısı olarak enstitüde göreve başlayan Emine Güleç’in asıl amacı, enstitüler üzerine sosyolojik bir tez hazırlamaktır. Köylü, 1943’lerde pantolonlu bir hatun görmenin şaşkınlığını yaşar. Enstitü onun için iyi bir veri alanı olacaktır.

